jeneratör
Otur karşıma hadi, bir sigara yak. Konuşalım. Anlat bana sevdanı… İlk aşkının yüzünü anlat… O, hiçkimseyi bu kadar sevmedim ki, jeneratör diğin, o adını kimselere söyleme jeneratör n ölmek istediğin sevdanı anlat bana. Kalbin jeneratör ki o sızının dilin jeneratör n en çok aşkınla kavrulmuş bu yüreğim, sevdanın uğruna solup gi jeneratör n şu çocuk ömrüm anlar. Anlat hadi ne olur. Ama sakın bana hayattan söz etme. Sakın bana, hayat böyle bir yer, herşey bitip tükeniyor, her aşk hayata yenik düşüyor, jeneratör me… Hayatın için jeneratör soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanınla jeneratör ğil, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunla, hayatla birtürlü uzlaşamayan o aşk kırgını, yitik ilkgençliğinle ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle gün geçtikçe daha da jeneratör rinleşen yüzün jeneratör ki çizgilerle konuş benimle. Hayat dışarda kaldı, bak. Burada yalnızca sevdan oturuyor.