kellik tedavisi
Bu büyük acı tam yedi yıl önce başladı. Yedi yıl önce, puslu gecenin orta yerinde, kenarda köşede, ne kadar acı varsa aşka saç ekimi kellik tedavisi düşlerime dair, hepsini birleştirdim saç ekimi kellik tedavisi “Deniz” koydum adını! Sustum sonra. Ben sustukça “yok” oldu dünya gözlerimde, “Deniz” oldu, Azrail’e fazla mesai yaptırdı tüm bu suskunluklarım.
Bu büyük acı tam yedi yıl önce başladı. Yedi yıl önce, aniden yerleşik hayata geçti tüm göçebe hüzünler içimdeki geniş arazide, hüznün adı “sen” oldu, senin adın “ölüm”. Ölüme koştum sana koşarcasına. Ben sana koştukça, dudaklarında alevli patlamalara yol açtı yorgun yüzünden süzülen ortodoks matem. Sen, her zaman suskundun, hep susmaya zorluyordun içindeki cayır cayır yangını. İçimden bir ses avaz avaz haykırdı arkandan, duymadın! Duymadın! Duymadın! saç ekimi kellik tedavisi kaçışların en büyüğüne tanık oldu İstanbul… Öldüm! Ölürken yalnızca senin adını sayıkladım!
Dudaklarımdan beklenmedik bir deprem olup sızan o ad, Deniz, yani senin adın; acının saf, sukatılmamış halidir! Acı; aşkın doğada saf halde bulunan şekli. Aşk; senin uğruna kalkışılan ani intiharlarda ölen şizofren şairlerin salâlarını okuyan müezzin müs saç ekimi kellik tedavisi ttesi! Şizofreni, senin, herkesten saklamaya çalıştığım, gerçek adın!
* * *
Platonik aşklar yorgunu çatlak göz bebeklerim senin çocuksu güzelliğinle ilk karşılaştığında, aylardan azılı bir Ekim’di… Hani yıllarca aynı mahallede oturur da insan, hiç ama hiç görmez ya komşularını, sonra bir gün, yalnızlığın en kuytu köşesindeyken, aniden karşılaşı saç ekimi kellik tedavisi rir ya apartman boşluğunda, işte aynen öyleydi seni ilk görüşüm. Ben de gözümün önünde duran seni aylar sonra gördüm.
Dün gibi hatırlıyorum: azılı bir Ekim’di; sen dumanlı bir kış sabahı gibi çökü saç ekimi kellik tedavisi rdin çocuk gözlerimin içine! Etrafta dört nala çello melodileri, saç ekimi kellik tedavisi dolu dizgin kontrbas senfonileri yankılanıyordu… Karlı bir kış manzarası gibi ağarmıştı uzun kumral saçların saç ekimi kellik tedavisi dudaklarından belli belirsiz sevgi sözcükleri dökülüyordu…
Dün gibi hatırlıyorum: azılı bir Ekim’di; sen yağmurlu bir sonbahar akşamı gibi çöktün çocuk hayallerimin üzerine, tüm kenti kuşatmıştı sararmış yapraklardan sızan ölüm kokusu… Senin gözlerinde çakmaya uğraşan zavallı bir şimşek saç ekimi kellik tedavisi dudaklarındaysa şarap kokan ürkütücü bir gök gürültüsü! Kapattım o zaman tüm ışıklarını şehrin saç ekimi kellik tedavisi zehirli bir yılanyastığına dayayıp başımı, dilimde yarım yamalak peri masalları ile çıkmaya başladım bakışlarından fışkıran camdan merdi saç ekimi kellik tedavisi ne…
Azılı bir Ekim’di, senin utangaç yüzün benim şairâne bakışlarımla ilk karşılaştığında. Hani olmayacak dualara güzel süslenmiş vurgulu “Amin!” ‘ler okur ya hüzünlü delikanlılar, işte öyle olmayacak bir aşk hayal etmiştim işte ben de seninle.
Ben, bakışlarındaki buğuya vurulmuştum ilk önce; öyle hüzünlü bakardın ki, göreni bir mermi gibi delerdi bakışlarındaki nem! Sonra utangaç sözlerini sevdim, sonra uzun - kumral saçlarını, sonra da her şeyini!
Sen, ilk aşkımdın benim; ben ise senin başına gelen ilk büyük bela! Çocukluktan delikanlılığa doğru hızla ilerlerken tüm saatlerim, gördüğüm ilk anda çarpıldım sana.
Seninse yaşlı bir cerrah gibi titriyordu narin ellerin hayatımı kurtaracak o aşk denen tehlikeli ameliyata girerken! saç ekimi kellik tedavisi ben, narkozsuz yararak göğsümü, çıkarıp senin titreyen avuçlarına koydum kristal kalbimi!
Korkuyordun, biliyordum bunu, biliyordum hayatın sana “ne gözle” baktığını! Elbette korkuyordun! Bir bedendin işte, herkes gibi bedeninin arkasına saklanmıştın sen de! İnsanlar hep ruhunun kılıfına şöyle bir göz gezdirip, öyle saç ekimi kellik tedavisi rmişlerdi sana “kanaat notlarını”. Belliydi, kimi ikmale bırakmıştı güzelliğini, kimi yıldızlı pekiyi saç ekimi kellik tedavisi rmişti. Ama hepsinin saç ekimi kellik tedavisi rdiği notlar birbirinden sahteydi. Biliyordum, içinde büyük bir ızdırapla beslediğin o “küçük kız çocuğu” benden önce hiç kimsenin dikkatini çekmemişti.
Ben senin karşına çıktığımda, sen daha ufacık bir kız çocuğuydun. Dünyanın en masum gülücüklerinden birine ev sahipliği yapardı daha âd(al)et bile görmemiş yüzün. Aşk, senin için yalnızca yakışıklı prenslere layıktı. Sen, kimseyi sevmedin; kendini bile. Ben, yüzüne gülünemeyecek kadar çirkindim senin için. Yüzüme baksan; kurbağadan tek farkım saçlarımın olması!
saç ekimi kellik tedavisi yalnızca güzelliği sevdin sen; bu yüzden kendinden bile nefret ederdin. Her sabah uzun kumral saçlarını dümdüz taramak için baktığın aynada karşılaştığın kendi yüzüne bile kan tükürürdü senin bakışların. O kadar önemliydi ki dış görünüş senin için, yeni doğan kız çocuklarını diri diri gömen Cahiliyye Devri Araplarına yalnızca seni tanıdıktan sonra hak saç ekimi kellik tedavisi rdim!
E saç ekimi kellik tedavisi t, senin tek değer saç ekimi kellik tedavisi rdiğin şey güzellikti; dışarıdan bakınca hemen etkileyen bir güzellikti senin tek istediğin. Oysa ilk bakışta görülen hiçbir şey derin olamazdı! Bir güzellik gerçekten güzellikse eğer; ilk bakışta görülememeliydi. Ben, bu yüzden sevmiştim seni; senin bile göremediğin o muhteşem güzelliği görmüştüm sende! Sen, hep bu yüzden acı çekmiştin; güzellik bakan gözdeydi saç ekimi kellik tedavisi sen bunu hiç bilemedin. Oysa bu ülkenin tüm okullarında zorunlu ders olarak okutuluyordu Aşık saç ekimi kellik tedavisi ysel’in “Güzelliğin beş para etmez / Şu bendeki aşk olmasa” dizeleri!
Aşkın bir diğer adı da acı çekmek olarak yazılmıştı piyasadaki tüm marjinal sözlüklere saç ekimi kellik tedavisi bu yüzden hiçbir insan için acı çekmeye de değmezdi artık. Biliyordum bunu! İşte sırf bu yüzden yıllarca uğraşıp aşık olunmaya layık bir tanrıça yalanı yarattım. saç ekimi kellik tedavisi bu yalanın adını Deniz koydum. Sen 9 ay durmadın annenin dölyatağında; ben seni 9 günde büyüttüm beynimin karanlık odalarında saç ekimi kellik tedavisi Zeus misali alnımı yarıp doğurdum seni. Bu savruk yalana, yalan olduğunu bile bile, ilk saç ekimi kellik tedavisi tek inanan bendim. Tüm psikiyatristler birleşmiş gibi aynı şeyi söylediler bana yıllarca:
“Deniz yok! Onu sen yarattın saç ekimi kellik tedavisi yok edecek olan da sensin! Yok Düşler Ülkesi, yok kanatlı atlar, unicornlar da yalnızca eski bir Yunan masalı saç ekimi kellik tedavisi artık içmelisin sana saç ekimi kellik tedavisi rdiğimiz ilaçları!”
Ben de çok iyi biliyordum senin hiç olmadığını, ama, senin varolduğuna inanmak zorundaydım. Yoksa bu katil dünya ile nasıl baş ederdim? Nasıl ayakta kalırdım? Nasıl hayâl kurardım? Nasıl?! Nasıl?! Nasıl?!
* * *
Sana bir isim saç ekimi kellik tedavisi rene kadar tek sıkıntım sana bir isim saç ekimi kellik tedavisi rmekti, isim saç ekimi kellik tedavisi rdikten sonra ki tek sıkıntım ise “o ismi unutmak”…
Seni tanıdığım o azılı Ekim sabahında kapattım birden tavana dikili gözlerimi, yavaşça çöken gece gibi kapandı gözkapaklarım saç ekimi kellik tedavisi dudaklarım yüzyıllardır konuşması yasak bir meleğin ilk kez konuşacağı gündeki gibi ürkek bir heyecanla kıpırdadı, bir fısıltı gibi çıktı içimden kopup gelen fırtına saç ekimi kellik tedavisi birden; “Deniz…” deyi saç ekimi kellik tedavisi rdim.
O an tarihteki en büyük saç ekimi kellik tedavisi en gürültülü yıldırım Üsküdar’ın üzerine düştü! Sanki Cebrail’in kanadı son hızla Dünya’ya çarptı! İstanbul bile bu büyük acıya dayanamayıp kapadı gözlerini. Bir kez daha yavaşça aralandı susuzluktan çatlamış dudaklarım, göz kapaklarım hızla titredi, dudaklarımdan binlerce yıldır yeryüzüne fışkırmayı bekleyen bir yanardağdan fışkıran lavlar gibi fışkırdı harfler; “De…”, “Deniz…”
Sessiz harfler, o an, cesetlerin dirileri kıskandıkları kadar kıskandılar, dudaklarımdan taze çeliğin üzerine dökülen soğuk sular gibi dökülü saç ekimi kellik tedavisi ren sesli harfleri. saç ekimi kellik tedavisi o an Dünya’nın en büyük fay hattı aniden kırıldı Üsküdar’da.
saç ekimi kellik tedavisi sustum, konuşsam, bir harf daha sızı saç ekimi kellik tedavisi rse çatlamış dudaklarımdan, sanki İsrafil sura üfleyecekti! Kıyamet kopacaktı sanki!
Hayatıma yön saç ekimi kellik tedavisi ren tek kelime Deniz’di artık! Diğer tüm kelimeleri unutmuştum sanki. Sanki alfabem bu kelimeyi oluşturan 5 harften ibaretti saç ekimi kellik tedavisi sanki tüm harfler sessizdi. Bu kelime ne zaman aklıma gelse, alev yutmuş gibi oluyordum, cayır cayır bir yangın çıkıyordu tüm hücrelerimde.
Seni tanı(mla)dığım o lanet olasıca Ekim sabahı, filtresiz bir sigara niyetine siyanür kokan bir mimoza sıkıştırıp kanayan dudaklarımın arasına, atladım gökkuşağı renginde kanatları olan bir pegasusun sırtına saç ekimi kellik tedavisi hicret ettim başka bir boyuta.
Öyle bir boyuttu ki bu; tüm takvimler sıfırdan başladı. Aylar Deniz’den başlayıp Deniz’de bitiyordu saç ekimi kellik tedavisi iki ayda dönüyordum senin etrafını. Boyut dediğin yalandı, boyut dediğine Deniz diyordu nüfus memurları; onlar ki, ne katillerin sicilini tuttular, onlar bile ayrı odalarda tutarlar senin kan kokan nüfus kayıtlarını.
Deniz, senin adın; bir kaçış, üstü açık bir tımarhane haline gelmiş Dünya’dan, başka bir boyuta geçmek için gereken tek sihirli kelime!
Hani yalnızca isimlerinin baş harfleri yazılır ya mağdur çocukların üçüncü sayfa haberlerine, her şiirime senin adının baş harfleriyle başladım ben : D.A., D.A…
Gün geçtikçe cırtlak ambülans sirenlerine dönüştü adının baş harfleri kulaklarımda: D.A.di, D.A.di…
Son hızla tımarhanelere sürdü ambülans şöförleri yorgun bedenimi; saç ekimi kellik tedavisi daha ben gitmeden çekmişti hemşireler şırıngaya Diazem’i! Diazem’in kısaltması değil miydi sanki adının baş harfleri: D.A, D.A!
Bu iki harf ne zaman gelse yan yana, Azrail bile saklardı yüzünü avuçlarının arkasına! Şeytanlar kahkahalarla zikrederlerdi durmadan bu iki harfi: D.A., D.A! Adının baş harfleri; cehennemin giriş şifresi!
Bambaşka bir kasırganın habercisiydi her aklıma gelişin, her aklıma gelişin yeni bir Azrail melodisi, saç ekimi kellik tedavisi ben, her melodiyi senfonileştiren deli bir müzisyendim!
Sen ki; tüm amansız depremler avuçlarında ürer, son kullanma tarihi çoktan geçmiş bir masaldır gözbebeklerindeki keder!
Sen ki; daha ilk kullanımda bağımlılık yapan acımasız bir h’eroine! Şırıngaya çektim bakışlarını saç ekimi kellik tedavisi şah damarıma bastım ilk Golden Shot’ımı!
Sen ki; halden bilmez kahpe bir yalancısın, damperli kamyonlarla salyangoz satarsın Müslüman mahallelerinde. Tek sıra dizilir de tüm kuduz köpekler, ağızlarındaki tüm salyaları senin avuçlarına akıtır. Sen, avuçlarındaki salyayı, sülfürik bir asit gibi getirip benim gözbebeklerime boşaltırsın! Tüm seri katiller senin adını zikrederek başlarlar tüm sabah kahvaltılarına. Bir öfke varsa ortada, bir cinayet işlenecekse eğer her sabah uyanır uyanmaz, maktul olmak en çok sana yaraşır!
Sen ki; engizisyonun elinden burnu bile kanamadan kurtulmayı başarmış tek çocuk cadı! Hani düz bir tepsiydi o zamanlar Dünya, güzel melekler tatlı şaraplar sunardı hani bu tepsiyle tanrılara. Dünya dönmeye başlayan bir küre olduğunda, bunu ilk olarak Galileo kutlamıştı hani, sıcak balmumu içerek bomboş bir barda.İşte sen, o barda garsondun; sıcak balmumu kadehleri taşırdın, taşkın sevinçleri Latince’ye sığmayan delirmiş bilim adamlarına!
Tehlikeli bir küfür olarak öğretti senin adını genç şehzadelere tüm lalâlar. “Bu isim tüm Dünya dillerinde küfürdür”, dediler! “Kimin yüzüne söylesen gözbebekleri kanar! Hangi cenga saç ekimi kellik tedavisi r delikanlı duysa kılcaldamarları patlar! Ne zaman bir ayaklanma çıksa, mutlaka geri planında afyon yutmuş kör büyücüler onun adını sayıklar!”
Ne kadar şeytan varsa göğün kuytu köşelerinden aşağıya inmek için fırsat kollayan, hepsi neşeyle iner yeryüzüne senin gözbebeklerinin kaydırağından. Yer yüzünü yıkamaz çünkü her sabah uyandığında, yıkamaz çünkü yeryüzünü hiçbir şeytan, senin buram buram yalan kokan gözlerin olmasa!
Ayyaş İblis her sabah bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde sayıklar saçmalamalarını. “Ben,” der hâlâ etrafına toplanan 77 oğluna, “bir zamanlar en sevgili kuluydum Allah’ın! Meleklerden hiçbirisi hizmetimle yarışamazdı! Cennet önümde yemyeşil bir mısra gibi uzanırdı saç ekimi kellik tedavisi elbette arûzdu hurilerin o yürek çatlatan bakışları! Bir gün, daha tân ağarmadan getirdi zebanilerden biri o kara haberi. ‘Deniz…’ dedi, ‘Sus!’ dedim, ‘Sus anladım her şeyi, anladım küfre dönecek artık kıblemin istikameti!’ saç ekimi kellik tedavisi o gün bugündür, dudaklarıma değen kevser değil, bu lanet köpeköldürendir. E saç ekimi kellik tedavisi t, insanın yaradılışı ilk habercisiydi Deniz’in doğumunun saç ekimi kellik tedavisi ilk habercisiydi Deniz’in doğumu inkârımın saç ekimi kellik tedavisi isyanımın!”
Sen; hiç olmadığını bile bile peşinden koştuğum bir tanrıça müs saç ekimi kellik tedavisi ttesi! Kirpiklerinde şeytan kahkahası getirirdin hep yanıma gelirken, bir de cinayete yatkın intihar süsü gözbebeklerinde. Yüzünde masumiyetin son sınırını andıran bir tebessüm gizlerdin. Ne zaman gelse hayalin karanlık odama, dolunayın gölgesine vuran ölümcül melankoli, boğardı beni sığındığım her masalda!
Öyle bir uçurumdu ki Dünya, bu uçurumdan sadece uçarak kurtulabilirdi insan saç ekimi kellik tedavisi kanatlarımdın sen benim, hüzün dolu çığlıklarımın uçuruma vuran aksisedasıydın!
Peri pekmezi damlardı senin bakışlarından, saç ekimi kellik tedavisi ürkek çocukluğumun hiç gidilmemiş çocuk bahçeleri… Buram buram gotik katedraller akardı senin dudaklarından saç ekimi kellik tedavisi bir de çocukluğumun hiç vizyona girmemiş korku filmleri…
Senin kana susamış dudakların benim dudaklarımdan duyulmamış kehanetler çalardı, -miş’li gelecek zaman hikayeleri anlatırdı gözlerin, -di’li geçmiş zaman süvarisi gözlerime…
Sen; tüm korkak sorularımın sonuna, kanlı soru işaretleri koyan,en kanserojen yanımdın; birbirinden aykırı düş kuruşlarım! Zehirli mürekkep gibi her an biraz daha kanıma karışan yitirilmiş gözyaşlarım.
Sen; dudaklarımda pıhtılaşmış gül tadı! Sen;mideme saplanmış, evrenin en büyük ağrısı! Sen,beyaz pelerinlerini yüzümde paramparça eden peri parçası! Sen; her şafak vakti yüzümü yıkadığım, kanlı cam kırıkları… Sen, avuçlarımda, her baktığımda biraz daha parçalanarak içime saplanan sihirli ayna parçası.
Sen, adının her harfinde ayrı bir gizem besleyen yörüngesini şaşırmış dolunay parçam. Sen, beni sensizliğe, kendini hüzne mahkum etmiş intihara meyilli tanrıçam.
Sen; hiç olmadığını bile bile taptığım sahte tanrıça! “Afrodit’in Zeus’tan olma kızı,” derdim sana, Zeus Afrodit’le hiç yatmadı oysa!
Senin Psykhe olduğun masallarda ben hep Eros’tum . Gösteremezdim sana yüzümü, çirkindim, kimsesizdim! Sonra değişen zaman paramparça etti destansı düşlerimizi. Sana Pollyanna olmak düştü, bana ise Pinokyo rolü uygun görüldü!
Sonunda anladım: bir bağımlılıktın sen, her anlatmaya çalıştığımda çizgisiz beyaz kağıtlarımın üzerine ölümün soğuk gölgesini düşüren. Sende, kopamadığım şeyler vardı!
Sen; hüzünlü bir intihar serenadı! Sen, şizofrenik bir uzay boşluğuna sonsuz yalan tohumları serpmekten farksızdın benim için. Sen; yedinci semâya açılan tek boyut kapısı!
Şiddetli bir buzul çağının ilk habercisiydi sanki, büzülmüş gözlerindeki bakışlar! saç ekimi kellik tedavisi tarihteki en büyük isyanın başladığı yerdi, gözlerindeki şeh saç ekimi kellik tedavisi t kokan şehlâ şehir!
Ne zaman düşünsem seni, gözlerimden buz damlardı! Ne zaman görsem seni, gözlerimin saçaklarına tutunan buz, erimeden buharlaşırdı! Ne zaman duysam buruk sesini, zaman, zamansızlığın orta yerinde yapışıp dudaklarıma, beklenmedik ölümlerin nemini bırakırdı.
Ne zaman seni yazmaya kalksam çizgisiz beyaz kağıtlara, tüm tükenmez denilen kalemler, çektiğim derin acının şiddetiyle tükenirdi avuçlarımda!
Ne zaman baksam sana, ağlardın! Ne zaman sana dokunmak için ellerimi uzatsam, anakaradan kocaman bir toprak parçası kopardı. Ne zaman duysam kızgın sesini, şeytan yeni bir kehanetini fısıldayarak vahyederdi kulaklarıma. Bakışların her defasında,havada çarpışan iki savaş uçağı gibi çarpışırdı bakışlarımla!
Senin çocuk yüzünün her milimetre karesine yüzyıllardır hükmeden gülümseme ne zaman çarpsa bakışlarımın tuzlu şiddetine, gönlümün tüm uçsuz bucaksız haşhaş tarlalarında 5 yapraklı yoncalar açardı!
Sen bir kez gülümserdin, tüm Samanyolu’nda yangın çıkardı. Ne kadar hayvanat bahçesi varsa, hepsinin demir parmaklıkları kırılırdı! Sen bir gülümserdin, özgürlüğüne kavuşurdu tüm Dünya’nın halkları, şehirdeki tüm kızlar evden kaçardı!
Senin gözlerinden İsrafil sızardı saç ekimi kellik tedavisi “Suru Üfletmeye Kışkırtma Cemiyeti”ydi, kurucu başkanı olduğum tek kişilik terör örgütünün adı!
Senin gözlerinden bir damla yaş düşse, yeryüzünün tüm ırmakları taşardı! Milyarlarca yıldır sabırla bekleyen doğa, bir anda kıyametle tanışırdı! Sen bir kez ağladın mı, benim şizofren bakışlarımda yarasa çığlıkları cirit atardı. Islak bakışların, psikopat bir şair gibi, bakışlarıma durmadan jilet atardı! Parmak-uçlarından Zeus sızardı senin, bakışlarından bakışlarıma durmadan Afrodit akardı! saç ekimi kellik tedavisi sanki Eros, saçdiplerine kamp kurmamış mıydı?!
Saçının her teli, sabahlara kadar kanatırdı avuçlarımı! Bir kez bile dokunamadığım o güzel saçların camdandı! Bir devlet sırrını saklar gibi, bir mücevheri saklar gibi, bir savaştan asker saklar gibi, sakladın bu yüzden benden saçlarını…
Biliyordum; senin saçların camdandı! Bir kez dokunacak olsam, kırılacaktı! Bir kez bakacak olsam, büyük bir sırla çatlayacaktı!
Sen; kurbağa prensler diyarının, saçları camdan Rapunzel’i! Göremezdin ki hiç ellerine cam kırıkları saplanmış cesetleri… Bu yüzden hiç kızmadım sana! saç ekimi kellik tedavisi parçaladım kendimi senden gizlice çaldığım bir tutam saçla…
Kaçmaya çalıştıkça, her girdiğim sokağın çıkmazında karşıladı beni ufacık ellerin! Sırılsıklamdı hep uzun düz saçların saç ekimi kellik tedavisi bembeyaz peri pelerinleri giymiştin! Ellerini uzatıp “Buradayım!” derdin. Göz yaşlarımdan yanaklarıma taşan şelale, en hırçın tsunamilerini yaratırdı evrenin, saç ekimi kellik tedavisi gözyaşlarımın içinde çırpınırken uzanırdı yorgun ellerim senin ellerine.
Gülümseyişinde aksi bir şeytan gizliydi senin, tüm günahlara da saç ekimi kellik tedavisi tkar, asi bir şeytan! Bakışlarında serçe cesetleri saklar, göz bebeklerinde intiharlar beslerdin saç ekimi kellik tedavisi tüm aşklar ölü doğardı cehennemin yamacına dikilmiş göz bebeklerinde. saç ekimi kellik tedavisi tüm yola çıkan transatlantikler, Deniz denen buzdağına çarparak batardı göz yaşlarımın okyanusunda!
Bilinmezliğe açılan bir kapıydı yüzünde sakladığın o sahte tebessüm, çekerdin beni! Çekerdin! Çekerdin! Çekerdin! Bu öyle bir çekim kuv saç ekimi kellik tedavisi tiydi ki, Newton görseydi derhal asardı kendisini o elma ağacına; çünkü ne kütle çekim kuv saç ekimi kellik tedavisi ti açıklayabiliyordu bunu, ne de gravitasyon kanunu!
Karşıma çıkan ilk saç ekimi kellik tedavisi tek iç denizdin, bu çıldırasıya dalgalarla durmadan yüzümü dö saç ekimi kellik tedavisi n deli okyanusta! Yalnızlığıma terk edildiğimde bambaşka biri oluyordum çünkü ben. Haykırıyordum çığlıklarla; duymuyordu hiç kimse! Hiç kimse tutmuyordu durmadan titreyen ellerimden…
Sen, evrende beni kurtarabilecek tek şey gibi gözüküyordun. Böyle olmadığını bile bile buna inanıyordum! Şizofreni inandırıyordu insanı en olmayacak şeylere bile!
Ben, izin saç ekimi kellik tedavisi rmiyordum ki hayallerime girmen için sana, hiç izin saç ekimi kellik tedavisi rmemiştim; sen, bir haydut gibi dalıyordun hayallerimden içeri. Beni bambaşka bir dünyaya çağırıyordun. İntiharlara sürüklüyordun beni, intihar sana giden o uzun yolun başlangıcı gibi geliyordu…
Bir kaşık kırmızı öksürük şurubu gibi değiyordu dudaklarıma, senin hiç olmayan dudaklarından sızan sıcak kan! Gerçekten izin saç ekimi kellik tedavisi rmiyordum ben, düşlerimden içeri girmene! Sen hak etmeyi hiç başaramadığın düşlerimi, hep hack ediyordun.
Hayalin, her gece hınçla girip odama, “Bu en ciddi eylemimiz, sakın kıpırdamayın!” diye haykıran eğitimli bir intihar komandosuydu! saç ekimi kellik tedavisi hayalinin kakao rengi gözlerine ne zaman değse gözlerim, krema renginde acılar akıyordu gözyaşlarımın kanalizasyonundan… Ne zaman değse ellerim uzun kumral saçlarına, ebedi bir sessizlikte müebbet hapis yattı tüm düşlerim!
Senin her kelimen yeni bir acının, hiç dinlenmemiş masalıydı, her gidişin, hiç gidilmemiş bir cehennemin boyut kapısı! Yokluğun, sadece benim inanmadığım koca bir gerçek, varlığınsa benden başka hiç kimsenin inanmadığı masalsı bir yalandı saç ekimi kellik tedavisi AŞKTI ikisinin arasındaki derin uçurumun adı!!
Seni tanımlamak için bu kadar çok uğraşmama rağmen hâlâ senin kim olduğunu bilmiyordum… Sen dediğim, ikinci tekil şahıs zamiri kullanarak tanımladığım, Deniz miydi, yoksa başka biri mi? Bilmiyordum! Yüzü nasıldı sevdiğimin, saçları ne renkti? Bilmiyordum! Bildiğim tek şey durmadan seviyor oluşumdu. Sadece seviyordum! Neden, nasıl saç ekimi kellik tedavisi neyi diye soramadan seviyordum! Beyaz mumdan, dibi delik bir sandala binip, acemi alevlerin dalga sayıldığı bir ateş deniz’ine açılıyordum son sürat! Nereye gideceğimi bilmeden, durmadan eriyerek kürek çekiyordum; ellerimdeki kürekler mumdan, ellerim mumdan, parmaklarım mumdan…
Çekilen tüm bu katmerli acılara inat, sana olan sevgim gittikçe büyüyordu. Daha çok hissediyordum artık acıyı! Rüzgar tüm vahşetiyle okşarken saçlarımı saç ekimi kellik tedavisi sürerken yüzüme kutsanmış ellerini,ben, seni daha çok seviyordum! Ayrıştırıyorken aşkımın üzerindeki kara bulutlar ruhumun DNA\’larını bin bir parçaya, ben, sana daha çok bağlanıyordum. Savururken rüzgar beni istediği yöne, ben, sana daha çok yakınlaşıyor saç ekimi kellik tedavisi anlıyordum aşkın kendine bile yabancılaşmak olduğunu. Sonra daha da tuzlanıyordu gözlerimden senin için akıttığım yaşların tadı! Çekilen acılar arttıkça artıyormuş demek ki gözyaşındaki sodyum klorür miktarı!
Sevilecek bir yanını bulabilsem, seni sevmekten ebediyen vazgeçecektim! Üstüme büyük bir özenle giydiğim ütüsüz deli gömleğini yırtıp, paramparça edecektim! Ama bulamadım; psikiyatri kliniklerindeki doktorlar sana duyduğum masumane aşka “Paranoid Şizofreni” teşhisi koydular!